Müsahiplik

(YOL KARDEŞLİĞİ)

Musahiplik, gerçek anlamda kan bağını da aşan bir kardeşliktir.
İnsan bazen aynı anne babadan olduğu halde kardeşiyle ve aynı soydan olduğu halde akrabasıyla aynı duygu ve ruh ikliminde olmayabiliyor, anlaşamayabiliyor. Farklı ilgiler, bakışlar, algılamalar, değer yargıları olabiliyor. Oysa musahiplikte tam tersi geçerli. Musahiplikte, musahipler aynı yolun yolcusu, aynı değerlerin savunucusu, aynı ruh ikliminin, aynı düşünce ve duygu boyutunun yaşayıcılarıdır.
Kan bağı ile oluşan kardeşlikte insanlar kardeşinin geçiminde ve başkaca beylerinden çoğunlukla sorumlu değillerdir. Musahiplikte ise insan musahibinin geçimi de dahil her olumlu ve olumsuz gidişatından kendisi kadar ve hattakendisinden daha çok sorumludur.
Musahiplik dünyada olduğu gibi diğer alem/alemlerde de devam edecek bir kardeşliktir.
Musahiplik miadı dolmuş ve artık günümüzde önemi ortadan kaybolmuş bir kurumlaşma değildir.
Geçmişte olduğu gibi günümüzde ve gelecekte de önemi olan bir kurumdur.
Hem bireysel manada ve hemde toplumsal manada yararları olan bir kurumlaşmadır.
Bunun dışında Alevilik inancı ve Alevi toplumsal varlığının sağlam temeller üzerinden varlığını sürdürmesi noktasında da önemli bir kurumsallaşmadır.
Bütün bu önemli noktaları da hesaba katarak Aleviler için hayatiyet arz eden musahipliği biraz açmaya çalışalım. Ancak hemen belirtelim ki önemli olan bir takım teorik bilgilerden ziyade, asıl olan musahipliğin pratik hayata aktarılmasıdır.
Musahipliğin tarihsel çıkış noktası ve oluşumu hakkında şu temel bilgileri verebiliriz.
Musahip Arapça bir kelime olup “arkadaşlık eden, sohbeti güzel olan” anlamına geliyor. Alevilik inancında ise anlamı, “ikrar verme, kardeş (yol kardeşi) edinmedir”.

Hz. Muhammed ile Hz. Ali’nin musahipliği, Batın kaynaklarda “Kırklar Ceminde” gerçekleşiyor.
Batıni anlatımların devamında yerin gök ile ve Cebrail’in Hz. Adem ile musahip olduğu, Hz. Musa ile Harun’un (yine Hz. Musa’nın Hızır ile), on iki Havarinin bir biriyle musahip olduğu bilgisini ve daha benzer bilgileri veriyor.
Özet olarak musahipliğin çıkış tarihi ve oluşumu hakkında Zahiri ve Batıni bazı özet bilgiler verdik (konuyla daha detaylı olarak ilgilenenlerin Alevi kaynaklarına başvurmalarını öneririz).
Bunlardan yola çıkarak tekrar şu noktaların altını çizelim:
Musahiplik, Muhammed Ali’den kalmıştır.
İkrar verip musahip tutmak Muhammed- Ali yoluna girmenin en önemli şartlarındandır.
Şartlar uygun olduğunda her Alevi musahip edinmek yükümlülüğündedir.
Musahiplik, kardeşlik ötesi bir birliktelik olduğundan, yani bir ömür boyu sürdüğünde ve gereklerini yerine getirme sorumluluğu olduğundan, ona göre musahibini seçmek gerekiyor.
Musahiplik seçimi kişilerin özgür iradesiyle gerçekleşiyor. Ancak anne-babasının, pirinin, rehberinin, mürşidinin düşüncelerini dinlemek, görüşlerini almak bu özgür irade önünde bir engel değildir.
Kişiler musahip olmaya karar verdiklerinde mürşitlerine/pirlerine/dedelerine bu kararlarını sunmaları gerekiyor. Bunun soncunda inanç önderleri gereken şartları onlara bir kez daha hatırlatıp ikrar törenini gerçekleştirirler. Ve böyle ikrar, imanlı olarak, ölmeden önce ölerek yeni bir hayata başlamış olurlar.
Ne mutlu piri, rehberi, mürşidi, musahibi olana.
Ne mutlu ikrarlı, imanlı olarak ölmeden önce ölerek yeniden doğanlara.
Ve ne mutlu böyle tam manasıyla, dört dörtlük olarak, yüzde yüz olarak bu yolu yaşayanlara.

Reacties zijn uitgeschakeld.