Dede (Pir)

Dedelik (Pir) nedir?

Dede, Alevi toplumunun inançsal önderidir. Dedeliğin şartı evladı resul yani Oniki İmamların soyundan gelmektir. Dedelik ise kendine has bir iç yapısı/hiyerarşisi bulunan bir kurumdur. Her Alevinin bir dedesi vardır. Her dedenin de bir dedesi (mürşidi) vardır. Talibin davranışlarından (inanç anlamında) dede sorumludur.
Dede talipleri eğiten, yol gösterendir.
Dede taliplerin bütün düşünsel, manevi sorunlarına çözüm, sorularına cevap getiren kişidir. Dedelik kurumunun kendisine özgü bir yapılanması var. Bu yapılanma (mürşit-rehber bağlamında) gereği, her dede ayni zamanda başka bir dedenin talibidir. Nasıl ki talip bir yanlışa düştüğünde yada hata yaptığında dedesine sığınıyorsa, ayni şekilde dede de talibi olduğu dedesine (mürşidine) sığınıyor. Böylece mükemmel bir denetim mekanizması kurulmuş oluyor. Bu mekanizma halkalar misali bir birine bağlı. Yani bir dedenin görevini layıkıyla yapıp yapmadığını mürşidi tarafından denetlenir.
Erenler kimlerdir ve Eren kime denir?
Eren, kendini Hak yoluna adayan ve bu yolda bir çok makamı aşarak bazı sırlara vakıf olan kimseye denir. Erenler Hak sırrına vakıf olmuş, İnsan-ı Kamil mertebesine ulaşmış kişilerdir. Ancak günlük dilde Erenler kavramı karşıdaki kişiyi yüceltmek, dikkat çekmek, kırıcı olmadan uyarmak içinde kullanılıyor. Yine bilge, olgun, alim, inançlı kimselere de deniliyor
İnanç Önderlerinin Geleneksel İşlevsel Görevleri
İnanç önderlerimizin köyden kente göç öncesi geleneksel, başlıca görev ve vasıfları, aşağıdaki gibi sıralanabilinir:
Sosyal ve inaçsal bakımdan, topluma önderlik etme ve davranışlarıyla, yaşantısıyla örnek olma,
Toplumu irşad (aydınlatma) ve bilgilendirme,
Toplumda bütünlüğü ve birliği ile dayanışmayı sağlamak,
Sosyal ve inançsal hizmetleri (cem, cenaze, evlenme törenleri vb.) yönetme,
Adaleti sağlamak , suçluları düşkün etme,
İnancı ve gelenekleri yaşatmak ve aktarmak,
Toplumsal ve sosyal sorunları olanların ve hastaların itikaden ikrarlı oldukları yer
İnanç önderlerimiz toplumumuza sosyal ve inançsal bakımdan önderlik etmişler ve davranışlarıyla, yaşantılarıyla örnek olmuşlardır.
Alevi Dedeleri ve diğer aile bireyleri toplumda büyük saygı görürler. Dede toplumun inanç önderidir. Dede, soyundan dolayı sahip olduğu konumu nedeniyle aşiret yapılanmasının bulunduğu yerlerde bile aşiret ağalarının önünde yer alırdı. Dedelerin bu saygınlığı daha önce belirtilen niteliklerinden kaynaklanmaktadır. Topluluğun en önemli ve kutsal görülen erkanlarını onlar yönetir. Dedelerin örnek ve doğru davranışları “itikaden” de kutsandıklarından dolayı, toplumda oldukça önemlidir. Toplumu inançsal hizmetlerde yönlendiren kişinin ve yakınlarının örnek alınmaları da doğaldır.
İnanç önderlerimiz yüzyıllarca toplumumuzu irşad (aydınlatma) ve bilgilendirme görevini başarıyla yerine getirmişlerdir. Kentlere göç sonrasında, bu konuda bazı sorunlar baş göstermiştir.
Alevilerce Dede, bilgiyi tekelinde bulunduran ve verdiği bilgiye inanılan yegane güçtür; Aleviler’de yaşamın her alanında Dede nüfuzunu görmek mümkündür. Alevi Dedeleri topluluğa geçmişe ilişkin bilgi vermenin yanısıra, ahlak ve inanç esaslarına yönelik öğütler de vermektedir.
Aleviler, Dedelerin buyruklarına titizlikle uyarlardı; uymayanlara çeşitli yaptırımlar uygulanırdı. Dedeler, “Buyruk”larda yeralan dinsel esasları, Oniki İmamlar, Kerbela vb. konuları sürekli Alevilere öğretirlerdi. Her Alevi, yarı tarihi, yarı menkıbevi veya bütünüyle menkıbevi bu bilgileri öğrenirdi. Dedelerin Cemlerde veya katıldıkları diğer toplantılardaki bilgi düzeyleri ve bu bilgileri verirken gösterdiği performans, topluluğu etkileyebilmesi onun gördüğü saygıyı ve etkiyi de artırırdı. Hele Cemlerde bu performansın saz ile birlikteliği yani Dedenin sazı çalmaktaki mahareti topluluk nezdindeki gücünü ve etkisini iyice artırırdı.
İnanç önderlerimiz toplumda birliği ve dayanışmayı sağlamak gibi çok önemli bir işlevi de yüzyıllardır yerine getirmişlerdir.
Dedelerin ve Anaların bir diğer rolü de, toplumsal otoriteyi sağlamak suretiyle toplumun iç düzeninin sağlanması ve sürdürülmesinde yatar. Alevi Dedeleri topluluğa birlik bilincini aşılarlar ve böylece toplumsal dayanışmayı sürekli sağlamış olurlar. Kişiler, aileler hatta aşiretler arasındaki sorunların çözümünde Dedelerin ruhani nüfuzları çok etkili bir güce sahiptir. Dede gittiği bir yerde, önce oradaki kırgınlıkları ve varolan sorunları öğrenir. Bunlar Cem sırasında giderilmeye çalışılır, taraflar dinlenir ve cemaatin de huzurunda karara bağlanır. Karara uymak, kaçınılmazdır. Ancak kararın yaptırımı yerine getirildikten sonra, o topluluk içerisindeki eski konuma kavuşmak olanaklı olabilir. Aksi taktirde o kişi veya aile artık tümüyle dışlanmış olmaktadır. Yaptırım gücünde varolan sosyal disiplini sağlamaya yönelik bu önlemler herkesi bu yapıya uygun harekete zorlamaktadır. Bu şekilde çözüme kavuşturulan birçok olay mevcuttur. Dede, toplumda birliği ve dayanışmayı, onları zaman zaman denetlemek ve çeşitli yaptırımları uygulamak suretiyle, sağlamış olmaktadır.
İnanç önderlerimiz sosyal ve dinsel törenleri (cem, cenaze, evlenme törenleri vb.) yönetmişlerdir. Alevi-Bektaşilerin ibadetlerinin temeli bu cem törenlerine dayanır. Cemler geleneksel olarak Cuma akşamı denilen Perşembeyi Cumaya başlayan akşam yapılırlar.
Ocakzade Dedeler, her yıl düzenli bir şekilde kendilerine bağlı köylerdeki taliplerini ziyaret ederler. Dedelerin, Babaların bu ziyaretleri genellikle, hasat zamanı geçtikten sonra yapılır. Dedelerin ziyaretleri, görgü sorgu zamanı hasat zamanı bitiminde yani güz mevsiminde başlayıp, ilkbahara kadar sürer.
Cem yapılacak evin sahibinin durumu da Alevi-Bektaşi geleneğinde çok önemlidir. En ince ayrıntısına kadar disiplinli bir şekilde düzenlenmiş Alevi-Bektaşi yaşamında Dede, Ana , Baba-Talip herkes bu kurallara uymak zorundadır. Bu durum Alevi-Bektaşi cemlerinin kutsal havasına uymaktadır.
Muhammed-Ali meydanı ve Ölmeden önce ölünen yer olarak da nitelendirilen Cem meydanı (Cemevleri), her yönüyle kutsal kılınmıştır. Eğer Cem yapılan belli bir yer yoksa, Dedeler talipleri ziyarete çıktıklarında Cemler daha çok şu kişilerin evlerinde yapılabilirdi:
Oniki hizmet sahiplerinden birinin veya varsa dikme dedenin, rehberin evinde.
Köyün ileri gelenlerinin birinin evinde.
Belli dergah, ocak veya ziyaretlerin bulunduğu yerlerdeki mekanlarda.
Dede genellikle Cem yapılacak evde konuk olurdu. Ancak Dede’nin konuk olacağı ve Cem yapılacak evin büyük bir odaya sahip olmasının yanısıra ev sahibi de titizlikle seçilirdi. Bu aile bireylerinin düşkün olmaması, komşuları ve köylüleriyle sorunlu olmaması, sevilen, sayılan bir aile olması gerekirdi. Aksi taktirde Dede o evde kalamaz ve Cem yapamazdı.
Alevi Dedelerin ve Anaların bayram, ölüm, evlenme, sünnet gibi törenlerde de birtakım görevleri bulunmaktaydı. Topluluk için çok önemli olan böyle zamanlarda Dede mutlaka bulunurdu. Bayram günlerinde, bayramlaşmalarda dede büyük saygı görür, onun veya bir başka kişinin evinde toplanılır; Dede bu sohbetlerde o günün Alevi inancındaki önemi üzerine bilgiler verir, toplulukla söyleşirdi.
Dede, ölüm halinde yas yerine gider, akrabalarına başsağlığında bulunur, dualar eder. Alevi-Bektaşilerde ölüm haline, “Hakka yürümek”denir. Bazı bölgelerde cenazeyi Dede veya vekili yıkar. Cenazeyi Alevi erkânına göre Dede kaldırırdı.
Dedelerin bir görevi de evlenme zamanlarında görülür. Çoğu zaman nikahları Dedeler kıyar, nikah onun duasıyla sona ererdi.
Dede sünnet törenlerinde bulunur ve dualar ederdi. Bu sosyal ve dinsel uygulamalarda Alevi yolunun önderleri sayılan Dedelerin bulunması topluluk açısından büyük önem taşımaktadır.
Eski dönemlerde belli bölgelerde Cemler gizli gizli yapılmış, devlet görevlilerinin olası baskınlarına karşı, Cem yapılan yerin kapısı ve köyün belli yerlerine gözcüler konulmuştur. Bu geleneğin kısmen şehirlere göçtükten sonra devam ettiği görülmekte.
Adaleti sağlamak, suçluları düşkün etme:
Alevi Dedelerinin yüzyıllardır topluluk içerisinde hukuku sağlama, adalet dağıtma işlevleri gerçekten ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Bu işlev, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan düşmanlıkların sona ermesini sağlayarak, toplumsal huzurun bozulmasını önlüyordu.
Birbirleriyle konuşmayan, dargın olanlar, Dedenin huzurunda mutlaka barıştırılır, barışmayanlara çeşitli yaptırımlar uygulanırdı. Bu kişiler toplum tarafından dışlanır, hatta sürgün bile edilirlerdi. Dedelerin dargınları barıştırması işlevi, çeşitli araştırmacıların da dikkatini çekmiş, kapalı bir toplumsal yapıya sahip Aleviler arasında varolan suç oranındaki azlık ve toplumsal barış ortamında bunun da rolü olabileceğine dikkat çekilmiştir.
Aleviler’de suç işleyen “düşkün”, bu durum da “düşkünlük” olarak adlandırılır.
Düşkün olanlara suçlarına göre değişik cezalar verilirdi. “Buyruk” kitaplarında bu cezalar her suç için ayrı ayrı belirtilmekteydi. Düşkün olanlar cem törenlerine katılamazlar, kurban eti, lokması yiyemez ve yediremezler, toplumdan dışlanırlardı. Ailesi bile o kişiyi evlerine alamazdı

Reacties zijn uitgeschakeld.